Türkiye’de patent başvurusu malesef yeterli sayıda değil, böyle bir alışkanlık da yeni yeni oturuyor ama Avrupa ve Amerika’ya baktığınızda, hangi alanında olursa olsun bilimle uğraşanların patent haklarını korumak üzere hukuksal konulara zaman ayırdıkları. Bu zaman hem patent başvurusu sürecinde hem de bu hakları korumak üzere gerekli hukuksal takiplerde harcanıyor. 

Mühendislik öğrencilerinde teknolojiye ilgi olduğunu zaten varsayabiliriz. Ama yenilik yaratmaya yönelik bir motivasyon oluşturmak, sonrasında da yarattıkları yenilikleri koruma alışkanlığını edindirmek Türkiye’de teknoloji yaratma kabiliyetinin geliştirilmesi için son derece önemli. Bu ikincisi, henüz lisans seviyesinde olan ve tam olarak da neyin içinde olduğunu henüz kavrayamamış öğrenciler için pek de ilginç olmayabilir. 

Mühendisler fikri mülkiyet hakları ile ilgili konuları ilk olarak, tabi eğer daha geç değilse, ilk iş

yerlerinde düşünmeye başlıyorlar. Bu önemli konuyu boş vermek, patent başvurusunun ne zaman nasıl yapılacağı ile ilgili kritik hatalara yol açabileceği gibi bir araştırmanın nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda da aksaklıklar yaratabilir.  

 

Öncelikle çözülmesi gereken bir problemle ilgili her aşama, en basit araştırma adımlarından tasarım aşamasına kadar kayda alınmalıdır.   Faydalı model endüstriyel tasarım ve patent arasındaki farkları bilmeleri gerekir. İlk aşamada çalışmalar genelde faydalı model kapsamına girecek olsa da patent düzenlemelerini bilmek, neyin patent alabileceği ayrımını yapabilmek, teknoloji kaçakçılığını önlemek adına önemli bir adımdır. 

İşverenlerinin patent politikasını bilmeleri gerekir ki ortaya konan yeni bir teknolojide kendi haklarının nereye kadar olduğunu kavrayabilsinler. Eğer bir yazılım üzerinde çalışıyorlarsa da telif hakları ile ilgili düzenlemeleri biliyor olmaları gerekir. Halbuki mühendislik öğrencilerine gidip, bu konulardan bahsettiğinizde genelde hiç bir fikirleri olmadığını farkedersiniz. Bu nokta mühendisliğin hukukla buluştuğu noktadır.